📱 İçerikleri yanında taşımak ister misin? Şua mobil uygulaması ücretsiz.
Uygulamayı İndir →
Reklam alanı leaderboard · slot ID hazır olduğunda yayında
📖 MEKTUBAT · 36. BÖLÜM

Medine-i Münevvere’de bulunan mühim bir âlimin, Risale-i Nur hakkında yazdığı bir manzumesidir.

📜 Mektubat 📝 549 kelime ⏱ ~3 dk okuma
Medine-i Münevvere’de bulunan mühim bir âlimin, Risale-i Nur hakkında yazdığı bir manzumesidir. Gönüller Fatihi Büyük Üstada Nuruyla bütün gönlümü fetheyleyen üstad Gönlüm seni, kudsî heyecanlarla eder yâd İlhamıma can geldi beraet haberinle Mü’minleri şâd eyleyen ulvi zaferinle Sıyrıldı ufuklardan o kasvetli bulutlar Göklerde melekler, bu büyük bayramı kutlar Milyonların imanını kurtardı cihadın Par par yanar imanlı gönüllerdeki yâdın Coşturmada imanları, binlerle vecizen Tarihini kudsî heyecanlarla süzerken İlhamımı mest etti tecella-yı cemalin “Fatih” gibi rehberleri andırmada halin Dağlar gibi sarsılmadın, en korkulu günlerde Her anı ölümler dolu tazyikin önünde Dünyalara dehşet salıyor sendeki iman Sarsılmayan imanına düşman bile hayran Rehber sana zira “Yüce Peygamberimiz”dir Ölmez eserin: Gençliğe gösterdiğin izdir Kur’an-ı Kerîm’in ezelî feyzine erdin İnsanlığa, iman ve kemal dersini verdin Ey başlara cennetlerin ufkundan inen taç Âlem senin irfanına, irşadına muhtaç Derya gibi nurlar taşıyor her eserinden “Allah”a giden Nurcuların rehberisin sen Milyonları derya gibi coşturmada “Sözler” Cennetteki âlemleri seyretmede gözler Hikmet dolu her cümlede, Kur’an’daki nur var Her lem’ada, bin bir güneşin huzmesi çağlar “Nur yolcusu” insanlığa örnek olacaktır Kudsî heyecanlarla, gönüller dolacaktır Mefkûresi, günden güne erdikçe kemale Gark olmada iç âlemi, en tatlı visale Coştukça denizler gibi kalbindeki iman Bin ders-i hakikat veriyor ruhuna Kur’an Âzadedir İslâm’ı saran tehlikelerden Davası temiz çünkü siyasî lekelerden Her hamlesinin kuvve-i kudsiyesi vardır Vicdanları mest eyleyen ulvi sesi vardır Aşkın ezelî sırrına erdikçe gönüller Yer yer donatır ufkunu sevda dolu renkler Bir ülkeyi baştan başa fetheyledin ey Nur Nurun olacaktır, bütün insanlığa düstur Kur’an seni teyid ediyor mu’cizelerle Ey şanlı gönül fatihi hiç durmadan ilerle Tarih-i hayatın doludur hârikalarla Hiç sönmeden âlemde güneşler gibi parla Manzume-i şemsiyeyi temsil ediyorsun Heybetli fezalarda hız almış gidiyorsun İmanlı nesiller seni takip edecektir Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir Tarihi aşarken sen o iman dolu hızla Milyonları aşmış bütün evlatlarınızla Birden açılır ruhuma esrarlı bir âlem Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem! Ali Ulvi ***   (Bu mektup, on iki sene evvel yazılmış ve Sikke-i Tasdik-i Gaybî mecmuasında dercedilmiş bir mektuptan bir parçadır. Risale-i Nur’un bu vatan ve millete kazandırdığı büyük ve çok mukaddes iki neticeyi beyan etmesi, filhakika aynen bu iki neticenin tezahürü bu memlekette ve âlem-i İslâm’da görülmüş olması dolayısıyla bu mektup çok ehemmiyetlidir.) بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ Risale-i Nur, bu mübarek vatanın manevî bir halâskârı olmak cihetiyle; şimdi iki dehşetli manevî belayı def’etmek için matbuat âlemi ile tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim. O dehşetli beladan birisi: Hristiyan dinini mağlup eden ve anarşiliği yetiştiren, şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı bu vatanı manevî istilasına karşı Risale-i Nur, bir sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’anî vazifesini görebilir. İkincisi: Âlem-i İslâm’ın bu mübarek vatanın ahalisine karşı pek şiddetli itiraz ve ittihamlarını izale etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi. Ben dünyanın halini bilmiyorum fakat Avrupa’da istilakârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilasına karşı Risale-i Nur hakikatleri bir kale olduğu gibi âlem-i İslâm’ın ve Asya Kıtası’nın hal-i hazırdaki itiraz ve ittihamını izale ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iade etmeye vesile olan bir mu’cize-i Kur’aniyedir. Bu memleketin vatan-perver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur’u tabederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki bu iki belaya karşı siper olsun. Acaba bu yirmi sene zarfında iman-ı tahkikîyi pek kuvvetli bir surette bu vatanda neşreden Risale-i Nur olmasaydı; bu dehşetli asırda, acib inkılab ve infilaklarda bu mübarek vatan, Kur’an’ını ve imanını dehşetli sadmelerden tam muhafaza edebilir miydi? Said Nursî ***
Reklam alanı inline · slot ID hazır olduğunda yayında