Hz. Hamza ibn Abdülmuttalip (r.a.)
Seyyidü'ş-Şüheda (Şehitlerin Efendisi), Esedullah (Allah'ın Aslanı)
Hz. Hamza ibn Abdülmuttalip (r.a.) - Şehitlerin Efendisi
Doğumu ve Aile Bağları
Hz. Hamza (r.a.), miladi 567 (bazı kaynaklara göre 569-570) yılında Mekke'de dünyaya gelmiştir. Babası Kureyş'in saygın lideri Abdülmuttalip, annesi ise Hale bint Vüheyb'dir. Peygamber Efendimizin amcalarının en küçüğü olan Hz. Hamza, Resulullah'tan iki veya dört yaş büyüktür.
Hz. Hamza ile Peygamber Efendimiz arasındaki bağ sadece amca-yeğen ilişkisiyle sınırlı değildi. İkisi de Süveybe annemizden süt emmiş, böylece sütkardeş olmuşlardı. Ayrıca Hz. Hamza'nın annesi Hale ile Hz. Amine akraba olduklarından, anne tarafından da teyze oğlu ilişkisi vardı. Bu yakın akrabalık bağları, yaşlarının da yakınlığıyla birleşince çocukluktan itibaren hiç ayrılmamalarını sağlamıştır.
Cahiliye Dönemi ve Manevi Arayışı
İslamiyet öncesi dönemde Hz. Hamza, Kureyş arasında hamaseti ve şecaatiyle ün salmış, Mekke gençlerinin en kahramanı olarak biliniyordu. Ancak içinde hissettiği manevi boşluk ve daralma hissi sebebiyle sık sık insanlardan uzaklaşır, zamanını çöllerde avlanarak geçirirdi.
Gönlünde, ahlaki yüceliğine şahit olduğu yeğeni Muhammed'e (s.a.v.) karşı derin bir saygı ve sevgi vardı. Ancak çevrenin, Kureyş'in örf, adet ve dedikodu baskısı onun İslam kafilesine katılmasını geciktiriyor, onu bir kararsızlığa itiyordu. Mekke'de hak ile batıl mücadelesi başlamış, ilk vahyin üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen o hidayet çağrısına tam anlamıyla cevap verememiş, çöllerdeki arayışına devam etmişti.
İslam'a Girişi - Ebu Cehil Olayı
Mekke'nin altıncı yılı, Müslümanlar üzerinde büyük bir baskının hâkim olduğu dönemdi. Beklenen hidayet anı, Kabe yakınlarındaki Safa Tepesi civarında gerçekleşti. Bir gün Ebu Cehil, Peygamber Efendimize (s.a.v.) ağır hakaretlerde bulunarak zulmetmiş, ancak Resulullah sükûnet gösterip karşılık vermemişti.
O esnada avdan dönmekte olan Hz. Hamza'nın yolu oradan geçerken, Abdullah b. Cüd'an'ın cariyesi koşarak durumu ona haber verdi. Henüz iman etmemiş olmasına rağmen akrabalık gayretiyle galeyana gelen Hz. Hamza, yayını aldığı gibi doğrudan Ebu Cehil'in karşısına dikildi ve elindeki yayla kafasına vurarak başını yardı.
Gerçek Hidayet
Hz. Hamza, yeğeninin yanına giderek intikamını nasıl aldığını anlattı. Ancak Efendimiz (s.a.v.) tebessüm etmeyerek şöyle dedi: "Ey Hamza, ben intikamımı almandan memnun değilim. Sen benim getirdiklerimi işitir, davetime kulak verirsen ondan memnun olacağım." Bu sözler üzerine neye iman ettiğini derinlemesine idrak eden Hz. Hamza, Kelime-i Şehadet getirerek gerçek manada hidayete erdi.
Hicret Dönemi ve Medine'deki Hayatı
Mekke'de geçen zorlu 13 yılın ardından Medine'ye hicret emri verildiğinde, Hz. Hamza tarihe geçecek bir fedakarlık sergilemiştir. İstediği her şeyi yapabileceği memleketini, hanımı Selma Binti Ümeys'i ve kızı Ümame'yi geride bırakarak hicret yoluna koyulmuştur.
Medine'ye varıldığında Efendimiz (s.a.v.) muhacirler ile ensâr arasında bir kardeşlik bağı kurmuş, Hz. Hamza'nın nasibine Kuba Mescidi'nin sahibi Külsüm bin Hidim düşmüştür. Hz. Hamza'nın askeri dehası ve cesareti İslam ordusunda hemen kendini göstermiştir.
İlk Komutanlık
Resulullah'ın eline sancak verdiği ilk Müslüman olma şerefini taşıyan Hz. Hamza, ilk olarak 30 kişilik askeri birliğin başına komutan atanarak Süf'ül Bahr bölgesine gönderilmiştir.
Bedir Gazvesi'ndeki Kahramanlığı
Hicretin ikinci yılında gerçekleşen Bedir Gazvesi, Hz. Hamza'nın kahramanlığının zirveye çıktığı anlardan biridir. Efendimiz (s.a.v.) 313 ashabıyla Bedir'e yola çıktığında, meleklerin yardıma geleceğini ve savaşta nişaneler edinilmesi gerektiğini söylemiştir. Bunun üzerine heybetli Hz. Hamza, ceketinden çıkardığı bir deve tüyünü sarığına takarak savaş nişanesi edinmiştir.
Teke Tek Dövüşler
Bedir'de teke tek çarpışma istendiğinde Allah Resulü, "Kalk Ya Hamza, Kalk Ya Ali, Kalk Ya Ubeyde" diyerek onu öne sürmüştür. Hz. Hamza Şeybe ile, Hz. Ali Velid ile eşleşirken Hz. Ubeyde Utbe ile karşılaşmıştır. Hasımını tek hamlede öldüren Hz. Hamza, Hz. Ali ile birlikte Ubeyde'nin yardımına koşup Utbe'yi devirmiştir.
Bedir'de iki kılıcıyla savaşan Hz. Hamza, müşriklere çok büyük kayıplar verdirmiş, bu yüzden Mekkelilerin bir numaralı hedefi haline gelmiştir.
Uhud Gazvesi ve Şehadeti
Bedir'in intikamını almak isteyen Kureyş, hicretin 3. yılında 3000 kişilik bir orduyla Uhud'a doğru yola çıktı. Uhud öncesi istişarede Hz. Hamza, cihad edeceği güne kadar oruçlu kalacağını söyleyerek savaşmayı istemiştir.
Allah Resulü savaş gecesi rüyasında kırılan bir kılıç, sağlam bir kalkan ve boğazlanan bir sığır ile koyun görmüş; sığırın ehl-i beytinden bir şehide işaret ettiğini ashabına bildirmiştir.
Destansı Kahramanlık
Uhud meydanında Hz. Hamza eşsiz kahramanlıklar sergilemiş, 30 kadar müşriği tepeleyip 20'den fazla yara almıştır. Karşısına dikilen Siba İbni Abdulluzza'yı tek darbede yere indirmesi onun kudretini göstermiştir.
Şehadet
Ancak Bedir'de yakınlarını kaybeden Ebu Süfyan'ın eşi Hind Binti Utbe, Hz. Hamza'ya büyük bir kin besliyordu. Cübeyr'in Habeşli kölesi Vahşi bin Harb ile anlaşarak, Hz. Hamza'yı öldürmesi karşılığında ona özgürlüğünü ve büyük servetler vaat etmişti. Çok iyi bir mızrak atıcısı olan Vahşi, Hz. Hamza'nın zırhının bir anlık açılmasını kollayarak mızrağını fırlatmış ve "Şehitlerin Efendisini" şehadete ulaştırmıştır.
Şehadetten Sonra
Savaş sonrasında Allah Resulü (s.a.v.) amcasını parçalanmış halde bulduğunda gözyaşlarını tutamamış, "Ah amcam, ah amcam" diyerek ağlamıştır. Hz. Hamza'nın kız kardeşi ve halası Safiyye kardeşini görmek istemiş, diz çöküp isyan etmeden ağlarken Allah Resulü de istirca ayetini okumuştur.
O güne kadar öfkelenmeyen Efendimiz, şehit edilen amcasına yapılan bu vahşet karşısında 70 müşrikten intikam alacağına yemin etmiştir. Fakat Allah, Nahl Suresi 126. ayetini indirerek onu sabra davet etmiş, Resulullah yeminine kefaret ödemiştir.
"Eğer ceza verecekseniz, size yapılan eziyetin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır." (Nahl Suresi, 126)
Faziletleri ve Üstün Vasıfları
- Peygamberimizin amcası ve sütkardeşi olarak ehl-i beyt mensubu
- Allah'ın Aslanı (Esedullah) unvanıyla anılan büyük savaşçı
- Şehitlerin Efendisi (Seyyidü'ş-Şüheda) unvanına sahip
- Resulullah'ın eline sancak verdiği ilk Müslüman
- Bedir ve Uhud'da gösterdiği eşsiz kahramanlıklar
- İslam için memleketini ve ailesini geride bırakarak hicret eden fedakâr sahabe
- 30 müşriği öldürerek İslam'ı müdafaa eden büyük mücahit
Meşhur Bir Hadisi
Hz. Hamza şehit olduğu için hadis rivayeti bulunmamaktadır. Ancak kendisi hakkında rivayet edilen meşhur söz: Peygamber Efendimizin şehadetinden sonra gözyaşlarıyla söylediği: 'Ah amcam, ah amcam!' sözleridir.