📱 İçerikleri yanında taşımak ister misin? Şua mobil uygulaması ücretsiz.
Uygulamayı İndir →
Reklam alanı leaderboard · slot ID hazır olduğunda yayında
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE · AŞERE-I MÜBEŞŞERE

Hz. Abdurrahman bin Avf (r.a.)

Emînü'l-Ümme (Ümmetin Emini)

عبد الرحمن بن عوف
📅 580 – 652 📍 Mekke → Medine ⏱ ~8 dk okuma 📜 60 hadis rivayeti

Hz. Abdurrahman bin Avf (r.a.) - Ümmetin Emini

Hz. Abdurrahman bin Avf, İslam tarihinin en seçkin şahsiyetlerinden biri olup, cennetle müjdelenen on sahabenin (Aşere-i Mübeşşere) arasında yer almaktadır. Eşsiz fedakarlığı, üstün ticaret zekası ve derin takvası ile tanınan bu büyük sahabe, İslam'la müjdelenen ilk sekiz kişiden biridir.

Doğumu ve Aile Hayatı

Hz. Abdurrahman bin Avf, M. 580 yıllarında Mekke'de dünyaya gelmiştir. Asıl adı Abdulkabe veya Abdül Avf (Kabe'nin kulu veya Avf'ın kulu) olarak bilinmektedir. Babası Avf bin Haris, annesi ise Peygamberimizin (s.a.v.) doğumunu gerçekleştiren ebe olan Şifa Hatun'dur.

Beni Zühre kabilesine mensup olan Hz. Abdurrahman, İslam öncesi dönemde dahi son derece temiz ve duru bir hayat sürmüştür. Ne şirke düşmüş ne de ağzına bir yudum içki sürmüştür. Allah (c.c.) onu o zamanlardan itibaren muhafaza etmiş ve ileride Aşere-i Mübeşşere'den biri olma bahtiyarlığına eriştirmiştir.

Gençliği ve Ticari Hayatı

Mensubu olduğu Beni Zühre kabilesi neredeyse tamamı tüccar olan bir kabile olduğu için, o da gençliğinde ticaretle meşgul olmuştur. Mekke'de tarım imkânı olmadığından ticari kabiliyeti gelişen Hz. Abdurrahman, kışın Yemen'e, yazın ise Şam'a ticaret kervanlarıyla yolculuklar yapmıştır.

Yemen'e yaptığı bu seyahatlerin birinde karşılaştığı bir rahibin, Mekke'nin Faran dağlarında yeni bir peygamber geleceğini müjdelemesi üzerine zihninde büyük bir merak uyanmıştır. Bu hadise, onun İslam'a olan hazırlığının ilk işaretlerindendi.

İslam'a Girişi ve İlk Dönem

Mekke'de ilk beş ayet nazil olup sokaklarda kulaktan kulağa konuşulurken, Hz. Ebubekir'in iman etmesinden sadece iki gün sonra, onun vesilesiyle Peygamber Efendimiz ile buluşarak 29'lu yaşlarında İslam'ı kabul etmiş ve saf-ı evvelden olmuştur.

İslam'a girdikten sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.), isminin ihtiva ettiği anlamdan hoşnut olmayarak adını "Rahman'ın kulu" anlamına gelen Abdurrahman olarak değiştirmiştir. İman ettikten sonra annesi Şifa Hatun'a durumu anlatmış ve annesinin de imanla şereflenmesine vesile olmuştur.

O dönemin zor şartları gereği, Peygamber Efendimiz'in telkiniyle inançlarını tam altı yıl boyunca, Hz. Ömer'in Müslüman oluşuna kadar gizli tutmak zorunda kalmışlardır.

İslam'dan Sonra Yaşadığı Sınavlar

İslam'ı kabulü, eski dostları ve ailesiyle olan ilişkilerinde büyük sınamaları beraberinde getirmiştir. Uzun yıllardır ticaretten dostu olan Ümeyye Bin Halef, sokakta ona eski isimleriyle seslendiğinde dönüp bakmamış ve "Benim adım artık Abdurrahman ibn-i Avf'dır, bu şekilde seslenmezsen sana dönüp nazar etmem" diyerek tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur.

Hicret Dönemi

Mekke'de Müslümanlara yönelik işkenceler tahammül edilemez boyutlara ulaştığında, inancını yaşayabilmek adına devasa servetini geride bırakıp hicret yollarına düşmüştür.

Habeşistan Hicreti

Nübüvvetin 5. yılında 15 kişilik ilk kafileyle Habeşistan'a gitmiş, bir süre sonra geri dönse de zulümlerin artması üzerine nübüvvetin 6. yılında 101 kişilik kafileyle Habeşistan'a ikinci kez hicret etmiştir. Geriye kalan mallarının büyük bir kısmına Ümeyye bin Halef tarafından el konulmuştur.

Medine Hicreti

Nübüvvetin 13. yılında Yesrib'in (Medine'nin) kapıları açıldığında oraya da hicret etmiş ve cebinde tek bir dirhem parası dahi kalmamıştır. Bu durum, onun kulluğunda hiçbir infial veya endişe yaşamadığının, Allah'ın bugün verdiğini yarın alabileceği şuuruyla hareket ettiğinin en büyük kanıtıdır.

Medine'deki Hayatı ve Ticari Başarıları

Muahat (Kardeşlik Bağı)

Peygamber Efendimiz Medine'ye geldiğinde muhacirler ile ensar arasında muazzam bir kardeşlik bağı (Muahat) kurmuştur. Bu bağlamda Hz. Abdurrahman bin Avf, Medine'nin en zenginlerinden olan ensardan Sa'd Bin Rebi ile kardeş ilan edilmiştir.

Sa'd Bin Rebi, evindeki sahip olduğu tüm mal varlığını ikiye bölerek yarısını ona teklif etmiş, ancak o bu teklife büyük bir asaletle şu efsanevi cevabı vermiştir:

"Kardeşim! Allah sana, malına, mülküne, çoluk-çocuğuna bereket versin. Sen bana bir ip ver ve Medine'nin çarşısı olan Beni Kaynuka'nın yolunu göster."

Ticari Hayatının Yeniden Başlaması

Hz. Abdurrahman on beş gün boyunca sadece hamallık yaparak ipiyle yük taşımış ve oradan biriktirdiği parayı ticarete çevirmiştir. Yahudilerin tefecilik ve altıncılıkla hakim olduğu Medine pazarında, onun ticaret ahlakı sayesinde dördüncü yıldan itibaren Müslümanlar söz sahibi olmaya başlamışlardır.

Ensardan bir hanımla evlendiğinde, üzerine sürdüğü yevfaran adlı kokudan evlendiğini anlayan Peygamber Efendimiz, "Ya Rabbi sen onun işini malını bereketlendir" diye hususi bir dua etmiştir. Bu duanın bereketiyle çok kısa sürede bölgenin en varlıklı adamlarından biri olmuş ve servetini şu sözle tarif etmiştir: "Taşa uzansam, o taşın altında ya altına veya gümüşe rastladığımı görürüm."

Askeri Hayatı ve Savaşlara Katılımı

Hz. Abdurrahman bin Avf sadece bir tüccar değil, aynı zamanda yiğit bir komutan ve askerdi. Bedir'in 313 ashabından, Uhud'un 700 neferinden biridir.

Uhud Savaşı'ndaki Yaralanması

Uhud'da bacağına aldığı yara darbesi neticesinde hayatının sonuna kadar topallayarak gezmiş, yirmiden fazla kılıç yarası almasına rağmen Peygamber Efendimiz'in yanından hiç ayrılmamıştır. Bedir Savaşı esnasında, Ebu Cehil'in kim olduğunu arayan iki Medineli gence onu göstererek o şanlı olaya tanıklık etmiştir.

Komutanlık Görevi

Askeri dehası komutanlık seviyesindedir. Peygamber Efendimiz onu Dübetül Cendel seriyyesine göndermiştir. Sefere çıkarken Peygamber Efendimiz onun sarığının hafif eğri olduğunu fark edip kendi elleriyle düzelterek estetik dersi vermiş; "Kadına, çocuğa, mabette ibadet edene ilişilmeyecek" diyerek savaş ahlakını tembihlemiştir.

Cömertliği ve İnfak Şuuru

Hz. Abdurrahman bin Avf'ın en şaşırtıcı ve ulaşılmaz yönü eşsiz cömertliği ve infak şuurudur. Malını canının yongası olarak görmemiş, Allah yolunda 30.000 köleyi azat etmekte kullanmıştır.

Tebük Seferi İçin Bağışları

Hicret'in 9. yılında "Zorluk Seferi" (Ceyşü'l-Usre) olarak bilinen Tebük Seferi için Peygamberimiz ordunun donatılmasını istediğinde, cebindeki 4.000 dinarın 2.000'ini hemen vermiş; ardından 500 at, 1.500 deve ve 40.000 dinar daha bağışlamıştır.

Başarısının Sırları

Kendisine bu başarısının sırrı sorulduğunda üç temel sebep saymıştır:

1. Peygamber duası almak
2. Ticarette kolaylık göstermek - kâr miktarına bakmaksızın dükkanından her müşteriyi memnun göndermek
3. İnfak ederken bütün işlerine Allah'ı ortak etmek

Reklam alanı inline · slot ID hazır olduğunda yayında

Faziletleri ve Üstün Vasıfları

  • Cennetle müjdelenen on sahabenin (Aşere-i Mübeşşere) arasında yer almaktadır
  • İslam'la müjdelenen ilk sekiz kişiden biri olup saf-ı evvel sahabesidir
  • İslam öncesi dönemde dahi ne şirke düşmüş ne de içki içmiştir
  • Eşsiz cömertliği ile Allah yolunda 30.000 köleyi azat etmiştir
  • Yirmiden fazla kılıç yarası almasına rağmen Peygamber'in yanından hiç ayrılmamıştır
  • Üstün ticaret zekası ve dürüst ticaret ahlakı ile tanınmıştır
  • Peygamberimizin hususi duasını almış ve bereketli bir hayat sürmüştür

Meşhur Bir Hadisi

Hz. Abdurrahman bin Avf'tan rivayet edilen meşhur hadislerden biri: "Ben Rasulullah'ı (s.a.v.) şöyle buyururken işittim: 'Kim sabah namazını cemaatle kılar da güneş doğuncaya kadar Allah'ı zikrederek oturur, sonra da iki rekat namaz kılarsa, ona hac ve umre sevabı yazılır, tam tam tam!' buyurdu." (Tirmizi)

Videolu Anlatım

İlgili Sahabeler