Hz. Talha bin Ubeydullah (r.a.)
Şehidü'l-Hayy (Yaşayan Şehit)
Hz. Talha bin Ubeydullah (r.a.) - Yaşayan Şehit ve Cömertlik Abidesi
Kimliği ve Doğumu
Tam adı Ebû Muhammed Talha b. Ubeydillâh b. Osmân et-Teymî el-Kureşî'dir. Mekke'nin köklü ailelerinden Teymoğulları kabilesine mensuptur. Nesebi Hz. Peygamber (s.a.v.) ile "Mürre" noktasında, Hz. Ebubekir (r.a.) ile ise "Amr b. Kâb" noktasında birleşmektedir. Hz. Ebubekir ile amca çocukları olmaları, onun İslam'a giriş sürecindeki sosyal dokuyu açıklamaktadır.
Fiziksel olarak kısaya yakın orta boylu, geniş omuzlu, gür ve dalgalı saçlı, esmer tenli bir görünüme sahipti. Ayaklarının oldukça büyük olduğu ve çok süratli yürüdüğü kaydedilmiştir. O dönem Mekke'de hem okuma hem yazma bilen, sayıları on altı-on yedi ile sınırlı seçkin entelektüel gruptan biriydi.
İslam'a Girişi
Hz. Talha'nın İslam'la tanışması çok özel bir şekilde gerçekleşmiştir. Şam dolaylarındaki Busra panayırında ticaret yaparken bir rahibin: "Mekke ehlinden kimse var mı? Ahmet zuhur etti mi?" feryadını duymuştur. Rahip, onun son peygamber olduğunu, kavminin ona eziyet edeceğini ve onun Medine'ye hicret edeceğini haber vererek "Sakın onu kaçırma!" öğüdünü vermiştir.
Mekke'ye döner dönmez annesi Sa'be'nin "Abdülmuttalib'in yetimi peygamberlik iddia etti, amcanın oğlu Ebubekir de ona uydu" sözleri üzerine derhal Hz. Ebubekir'e gitmiştir. Karşılıklı şahitliklerin ardından Hz. Peygamber'in huzurunda kelime-i şehadet getirerek İslam'ı kabul eden sekizinci kişi olmuştur.
Mekke Dönemi ve İşkenceler
İman, beraberinde ağır bir imtihanı getirmiştir. Teymoğulları kabilesi ve özellikle annesi Sa'be, onu dininden döndürmek için her türlü baskıyı uygulamıştır. Safa ile Merve arasında elleri boynuna bağlı şekilde sürüklenirken, arkasından amca oğulları kamçılarla vurmuş, annesi ise "vurun şu mürtede" diye feryat etmiştir.
Mekke'nin zalim savaşçısı Nevfel bin Hüveylid, Talha'yı ve Hz. Ebubekir'i aynı ipe sırt sırta bağlayarak işkence etmiştir. Bu sebeple İslam tarihinde bu iki sadık dosta "El-Karn" (Karineyn) lakabı verilmiştir.
Hicret ve Medine Dönemi
Hicret emri geldiğinde Hz. Talha ticaret için bölge dışındaydı. Dönüş yolunda Müslümanların Medine'ye intikal ettiğini öğrenince, büyük ticaret kervanını ve Mekke'deki muazzam servetini yağmalanması pahasına geride bırakarak Medine yolunu tutmuştur. Bu, maddiyatın maneviyat karşısındaki yenilgisinin açık bir belgesidir.
Medine'de Hz. Peygamber (s.a.v.) onu, Kur'an muallimi ve vahiy katibi olan Ubey bin Kab (r.a.) ile kardeş ilan etmiştir. Bu eşleşme, Talha'nın ticari zekasının yanına Kur'an ilmini de eklemesine vesile olmuştur.
Savaşlardaki Kahramanlıkları
Bedir Savaşı
Hz. Talha, Bedir Savaşı'nda kılıç sallayanlar arasında değildi; zira o, Said bin Zeyd ile birlikte Suriye yolunda Ebu Süfyan kervanını izlemek üzere istihbarat görevi yapıyordu. Savaş bitiminde dönseler de Hz. Peygamber (s.a.v.) onları görevlerinden dolayı "Bedir Ashabı" saymış ve ganimetten paylarını vermiştir.
Uhud Savaşı - "Talha'nın Günü"
Uhud, Talha bin Ubeydullah'ın adeta kendisini Hz. Peygamber'e kalkan kıldığı bir destandır. Müslümanların dağıldığı o kritik anda, Efendimiz'in etrafında etten bir duvar ören on iki "Havari" arasında yer almıştır.
Müşriklerin ok yağmuruna karşı elini siper etmiş, "Nahruke nahri" (Benim göğsüm senin göğsüne feda olsun) diyerek çarpışmıştır. Parmaklarına isabet eden oklar sebebiyle dört parmağı kopmuş ve eli ömür boyu çolak kalmıştır. Vücudunda yetmişten fazla kılıç, ok ve mızrak yarası almasına rağmen mevzisini terk etmemiştir.
Savaşın en zor anında Hz. Peygamber (s.a.v.) üzerinde iki kat zırh olduğu için Uhud kayalığına çıkmakta zorlanınca, Hz. Talha o yaralı haliyle Efendimiz'i sırtına alarak kayaya çıkarmıştır. Bu sahne üzerine Allah Resulü: "Talha'ya cennet vacip oldu" buyurmuştur.
Hz. Ebubekir: "O gün tamamen Talha'nın günüydü" diyerek bu fedakarlığı tescil etmiştir.
Cömertlik ve İnfak Kültürü
Hz. Talha için mal, biriktirilecek bir "kenz" değil, ahirete gönderilecek bir azıktı. Bir keresinde bir ticaretten kazandığı 700.000 dirhem, "ya bu para benim için bir kenz ise" endişesiyle uykusunu kaçırmış; eşi Sueda hanımın ferasetiyle bu paranın tamamını sabahın ilk ışıklarında Medine yoksullarına dağıtarak huzura ermiştir.
Numan kuyusunu satın alarak vakfetmiş, kendisinden ridasını isteyen bir yabancıya, çevresindekilerin itirazına rağmen "İsteyeni boş çevirmekten Allah'tan haya ederim" diyerek üzerindeki örtüyü vermiştir.
Lakapları ve Unvanları
Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından ona verilen lakaplar, onun karakterinin farklı boyutlarını yansıtır:
Şehidül Hayy: "Yeryüzünde yürüyen bir şehit görmek isteyen Talha'ya baksın" hadisiyle tescillenen, Uhud'daki ölümü göze alan fedakarlığı.
Talhatül Hayr: Genel hayırseverliği ve her iyilikte öncü olması.
Talhatül Cud / Cevvad: İstenmeden veren, cömertlikte sınır tanımayan karakteri.
Talhatül Feyyad: Girdiği yere bereket ve feyiz getiren, durmaksızın infak eden kişiliği.
Vefatı
Hz. Talha, 656 yılında Cemel Savaşı'nda şehit olmuştur. Bu savaş, İslam tarihinin en acı olaylarından biri olarak tarihe geçmiştir. Ömrü boyunca İslam'a hizmet etmiş olan bu büyük sahabe, 62 yaşında dünyaya gözlerini yummuştur.
Faziletleri ve Üstün Vasıfları
- Aşere-i Mübeşşere'den (cennetle müjdelenenler) biri olması
- Hz. Peygamber'in 'havarim' (özel yardımcım) dediği on iki kişiden biri
- Uhud Savaşı'nda Hz. Peygamber'i canı pahasına koruması
- Eşsiz cömertliği ve infak kültürü ile tanınması
- İslam'ı kabul eden ilk sekiz kişiden biri olması
- 'Yaşayan Şehit' unvanını Hz. Peygamber'den alması
- Hz. Ebubekir ile birlikte 'El-Karn' (iki yoldaş) lakabını alması
Meşhur Bir Hadisi
Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu: 'من أراد أن ينظر إلى شهيد يمشي على وجه الأرض فلينظر إلى طلحة بن عبيد الله' - 'Yeryüzünde yürüyen bir şehit görmek isteyen Talha bin Ubeydullah'a baksın.' (Tirmizi)