📱 İçerikleri yanında taşımak ister misin? Şua mobil uygulaması ücretsiz.
Uygulamayı İndir →
Reklam alanı leaderboard · slot ID hazır olduğunda yayında
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE · AŞERE-I MÜBEŞŞERE

Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.)

İslam'da İlk Kan Döken Sahabe, İran'ın Fatihi

سعد بن أبي وقاص
📅 593 – 674 📍 Mekke → Akik (Medine yakını) ⏱ ~8 dk okuma 📜 271 hadis rivayeti

Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.)'ın Hayatı

Doğumu ve Soyu

Asıl adı Sa'd bin Malik olan bu mübarek sahabe, babasının künyesinin Ebi Vakkas olması sebebiyle bu isimle tanınmış ve meşhur olmuştur. Miladi 593 yılında Mekke'de Kureyş kabilesinin Benî Zühre koluna mensup bir ailede dünyaya gelmiştir. Ailesi ticaret ve diplomatik ilişkilerde oldukça yetkin bir yapıya sahipti.

Hz. Sa'd'ın en önemli özelliklerinden biri, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) annesi Âmine validemiz ile aynı soydan gelmesi nedeniyle akraba olmasıdır. Bu hısımlıktan dolayı Allah Resulü meclislerde onu her gördüğünde "Dayım, dayımın oğlu" şeklinde hitap etmiş ve "Kimin böyle bir dayısı var, göstersin" diyerek ona duyduğu muhabbeti ashabına ilan etmiştir.

İslam'a Girişi ve Müjdeli Rüyası

Sa'd bin Ebi Vakkas, nübüvvetin geldiği günlerde henüz 16-17 yaşlarında bir gençti. İslam ile şereflenmesi, gördüğü çok etkileyici bir sadık rüya vasıtasıyla olmuştur. Rüyasında etrafın zifiri karanlık olduğunu ve gökyüzündeki bir dolunayın süzülerek doğrudan göğsünün içine girdiğini görmüştür.

Uyandığında bu rüyayı sadık dostu Hz. Ebubekir'e anlatmış, o da kendisini "o dolunayla tanıştırmak üzere" Allah Resulü'nün yanına götürmüştür. Namaz kılmakta olan Efendimiz'i gördüğü an rüyasındaki hissiyatı birebir yaşayan Sa'd, hiç tereddüt etmeden iman etmiştir. "Yüzümde henüz tüy bile yoktu" diyerek anlattığı o dönemde, İslam'ı kabul eden ilk beşinci veya yedinci kişi olma şerefine erişmiştir.

Annesiyle Büyük İmtihan

İslam'a girmesi hayatında büyük bir devrim yaratmış, ancak en büyük imtihanı öz annesi Hamne binti Süfyan ile olmuştur. Oğlunun atalarının dinini terk edip Muhammed (a.s.)'ın yoluna girdiğini öğrenen annesi, on üç yıl boyunca onu bu dinden döndürmek için her yolu denemiştir.

Hatta bir gün oğlunun karşısına dikilerek "Sen atalarının dinine dönene kadar ne yemek yiyeceğim, ne su içeceğim, ne de güneşin altından çekilip saçımı yıkayacağım" diyerek ölüm orucuna başlamış ve oğlunu "Mekke'de anne katili" olarak anılmakla tehdit etmiştir.

Ancak Sa'd'ın imanı sarsılmaz bir kaleydi; annesine efsanevi şu cevabı vermiştir: "Anacığım, yüz canın olsa ve her gün birisi karşımda ölse, vallahi ben Muhammed (a.s.)'ı ve onun yolunu bırakmayacağım!"

Ankebut Suresi 8. ve Lokman Suresi 14-15. ayetleri doğrudan bu hadisenin üzerine nazil olmuştur. Bu ayetler, anne-babaya iyilik edilmesini emrederken, Allah'a şirk koşulması isteniyorsa onlara itaat edilmeyeceğini hükme bağlamıştır.

Mekke'nin Çileli Yılları ve İlk Kan Hadisesi

Müslümanların sayısının az olduğu ve Kabe civarında namaz kılamadıkları dönemlerde, Sa'd ve bazı sahabeler Ebu Dud isimli bir vadide namaz kılarken Ebu Süfyan ve adamları yanlarından geçmişlerdir. Müşrikler, Müslümanların secde halini görünce onlarla ağır şekilde alay etmişlerdir.

Buna tahammül edemeyen Sa'd bin Ebi Vakkas, yerden aldığı bir deve kemiğiyle Abdullah bin Hattab ismindeki bir müşrikin başını yarmış ve böylece İslam tarihi boyunca Allah yolunda ilk kan döken kişi olmuştur.

Boykot (Şib-i Ebi Talip) yıllarında ise tüm insani haklarından mahrum bırakıldıkları o üç senede öylesine aç kalmıştır ki, gece dikenliklerin arasında bulduğu kurumuş bir deve derisini ateşte pişirerek günlerce onu yediğini bizzat kendisi nakletmiştir.

Medine Dönemi ve Bedir Savaşı

Medine'ye hicret edildiğinde, Hz. Peygamber (s.a.v.) muhacir ile ensarı kardeş yaparken Sa'd bin Ebi Vakkas'ı Sa'd bin Muaz ile kardeş ilan etmiştir. Medine'nin ilk yıllarında suikast planları yüzünden Hz. Peygamber'in gözüne uyku girmediği bir gece, Sa'd kılıcını kuşanıp Hücre-i Saadet'in kapısına gönüllü nöbetçi olarak gelmiş ve Resulullah'ın güvenle uyumasını sağlamıştır.

Bedir Savaşı'ndan önce katıldığı Rabiğ Seriyyesinde yirmi oku peş peşe atarak İslam'da ilk ok atan kimse olma unvanını da almıştır.

Bedir Gazvesi, Sa'd için hem bir zafer hem de hüznün birleştiği yerdir. 16 yaşındaki küçük kardeşi Ümeyr, Hz. Peygamber ordudan küçükleri ayırırken ağlayarak kalmak için yalvarmış ve izin alarak savaşa katılmıştır. Boyu kılıcından kısa olan Ümeyr bu savaşta şehit düşmüştür. Kardeşinin kanlı bedenine sarılan Sa'd, büyük bir hırsla düşman saflarına dalmış, meşhur müşrik Said bin Ass'ı öldürerek onun meşhur kılıcı "Zülkife"yi ganimet olarak almıştır.

Uhud Savaşı ve "Fedâke Ebî ve Ümmî" İltifatı

Uhud Gazvesi, Sa'd'ın kahramanlığının ve dualarının makbuliyetinin en bariz görüldüğü savaştır. Savaştan hemen önce Abdullah bin Cahş ile bir kayanın arkasına geçerek duaya durmuşlardır. Sa'd, düşmanı yenip ganimet alarak Hz. Peygamber'i sevindirmek için dua etmiş; Abdullah ise düşman tarafından öldürülüp uzuvlarının parçalanmasını, ahirette günahlarına kefaret olmasını niyaz etmiştir. Allah, her ikisinin duasını da kabul etmiştir.

Savaşın en kritik anlarında, müşrikler doğrudan Allah Resulü'nü hedef alırken Sa'd bin Ebi Vakkas, peygamberin etrafında etten bir duvar ören ashabın en ön saflarında yer almıştır. O gün düşmana binden fazla ok atmıştır.

Hz. Peygamber ona bizzat elleriyle oklar vererek tarihe geçen şu muazzam sözü söylemiştir: "İrmi yâ Sa'd, fedâke ebî ve ümmî" (At ya Sa'd, anam babam sana feda olsun!)

Efendimiz bu derece büyük bir iltifatı Sa'd haricinde sadece Zübeyr bin Avvam için kullanmıştır.

Komutanlığı ve İran'ın Fethi

Sa'd bin Ebi Vakkas, attığı okların hedefini şaşmaması ve dualarının kesinlikle kabul olmasıyla bilinirdi. Bir gün Efendimiz'den her duasının kabul olması için dua istemiş, Hz. Peygamber ona "Yediklerine (helal ve harama) dikkat et" uyarısında bulunmuştur. Ardından ellerini açarak "Ya Rabbi, okunu doğrult ve duasını kabul et!" şeklinde niyazda bulunmuştur.

Hz. Ömer'in hilafeti döneminde Sasani (İran) İmparatorluğu'na karşı İslam ordusunun başkomutanı olarak atanmıştır. Hz. Ömer, aslan pençesi lakaplı Sa'd'ı yola çıkarırken ona, kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve din adamlarına dokunmamasını, kaçanların peşine düşmemesini tembihleyen eşsiz bir savaş ahlakı dersi vermiştir.

Kadisiye Savaşı'nda muhteşem bir zafer kazanarak İran'ın fatihi olmuş; ardından ordunun konaklaması için bataklık ve hastalıktan uzak bir karargah kurarak bugünkü Kufe şehrini inşa etmiş ve burada valilik yapmıştır.

Reklam alanı inline · slot ID hazır olduğunda yayında

Faziletleri ve Üstün Vasıfları

  • Hz. Peygamber'in dayısı olması ve özel sevgiye mazhar olması
  • Aşere-i Mübeşşere'den olup cennetle müjdelenmesi
  • İslam'da ilk kan döken ve ilk ok atan sahabe olması
  • Dualarının makbul olmasıyla meşhur olması
  • Uhud'da Hz. Peygamber'in 'anam babam sana feda' dediği sahabe
  • İran'ın fatihi ve Kufe şehrinin kurucusu olması
  • Anne baskısına rağmen dinine sımsıkı sarılması

Meşhur Bir Hadisi

Hz. Sa'd'ın kendisinden rivayet ettiği meşhur hadis: 'Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu: Her kim sabah namazını cemaatle kılarsa Allah'ın himayesi altına girer.' (Müslim, Mesâcid 261)

Videolu Anlatım

İlgili Sahabeler